9000 yıllık ayak izleri - Çatalhöyük

Höyük: Kültürlerin birbiri üstüne kurulduğu katmanlı tepe kent.
Çatalhöyük: Konya – Çumra’ya 11 km uzaklıkta 9000 yıl öncesine kadar uzanan bir tepe kent. Anadolu’da bu kadar eski bir benzeri yok. İlk olarak 1950li yıllarda James Mellart tarafından bulunuyor ve 1963 yılında kazılmaya başlanıyor. 1965’te ara verilen kazılara 1993 yılında tekrar başlanıyor. Kazılar şu anda Cambridge Üniversitesi Arkeoloji profesörü Ian Hodder başkanlığında devam etmekte. Uluslararası arkeoloji çevrelerinin de ilgiyle izlediği kazıya dair bilgi ve gelişmeler Çatalhöyük web sitesinden takip edilebiliyor: www.catalhoyuk.com
Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ndeki Topraktan Sonsuzluğa Çatalhöyük sergisi İstanbulluları 9000 yıllık tarihleri ile buluşturuyor. Sergide, kazılarda bulunan eserler ve tarihi evlerin canlandırmaları yer alıyor.
Evler: Çatalhöyük evlerinin özelliği kapı ve pencerelerinin olmayışı. Evlerin ortak duvarı olmadığı halde öyle bitişikler ki aralarında sokak da yok. Evlere damlarındaki bir delikten merdivenle giriliyor. Damdaki giriş aynı zamanda ev içindeki ocağın bacası görevi görüyor. Ev içi; temiz ve kirli alan olmak üzere iki ana bölümden oluşuyor.
Temiz alan: Yenip içilen; yatılıp kalkılan ve çok temiz tutulan bu bölüm aynı zamanda evin atalarının altına gömüldüğü yer.
Kirli alan: Ev işlerinin yapıldığı işlik bölümü. Ocak da burada olduğundan sürekli kirlenen bu bölümde sık sık sıva yapılıyor. 200 kat sıvanmış örneklere bile rastlanmış.
Kiler ve silolar: Evlerde ayrı bir bölüm olarak bulunan kilerde, sepetler, toprak kaplar, su kabakları ve deri tulumlar içinde yiyecek depolanmış. Kilden yapılıp sıvanmış silolar da depolama için kullanılmış. Çalışmalar, buğday, arpa, mercimek, bezelye, meşe palamudu, yumrulu bitkiler ve yabani meyveler depolandığını gösteriyor.
Sergide tipik Çatalhöyük evi; ocağı, kileri, siloları,yere serilen hasırları, hasır sepetleri, su kabakları, kil topları ve toprak kapları ile canlandırılmış.
Beslenme ve sağlık: Bulgular; çok çeşitli besinlerin tüketildiği bir beslenme alışkanlığını doğruluyor. Beslenmede tahıl tüketiminin ağır basması ise boy kısalığı ve yavaş gelişime neden olmuş. Yerleşik hayata geçen ve tarım yapmaya başlayan topluluklarda sağlık kalitesinin düştüğü Çatalhöyük insanında da gözleniyor. Anemi, akdeniz anemisi, artrit, osteoartrit, mafsal enfeksiyonu gibi hastalıkların izlerine rastlanıyor.
Obsidyen: Özel volkanik koşullarda oluşan bir cam. Kesme işlerinde kullanılmaya uygun, av aletlerinde, ok ve mızrak uçlarında rastlanıyor. Çatalhöyük’te bulunan obsidyenin Kapadokya’dan geldiği tespit edilmiş. Çatalhöyük’te bulunan obsidyen alet uçları sergilenen eserler arasında.
Sepetler: Kireçleşmiş bitki kalıntıları sayesinde, hasır sepetlerin kullanıldığı anlaşılmış. Özellikle bebek gömütlerinde bebeğin içine konduğu hasır sepetler killi toprak nedeniyle daha iyi korunabilmiş. Bitki kalıntılarındaki fosil örnekleri görülebilir.
Duvar resimleri: Çatalhöyük’ün bir önemi de duvar resimerindeki öyküsel anlatım ve bu resimlerin ev içlerinde bulunmasında yatıyor. Benzer diğer yerleşimlerde ortak alanlarda yer alan duvar resimlerine, burada ev içlerinde rastlanmış. Resimler günlük yaşam ile düşsel dünyanın içiçe geçtiği imgelerden oluşuyor. En sık rastlanan imge önceleri Doğuran Tanrıça olarak yorumlansa da, ayı figürü olduğu görüşü ağır basıyor. Bunun yanında leopar figürlerine sıklıkla rastlanıyor. Duvar resimlerinin canlandırmaları da unutulmamış. Hatta James Mellart’ın duvar resimlerini aktardığı orijinal kopyaları da görülebilir.
Mühürler: Kazılarda ortaya çıkan mühürlerde ayı, leopar figürleri ya da bazı motifler yer alıyor. Sergide örnekleri görülebilen bu mühürlerin insan vücudu süslemede veya hayvan derilerini bezeme ve sahibini belirlemede kullanılmış olabileceği tahmin ediliyor.
Mezarlar ve ölüler: Duvar resimlerinde başsız insan vücutlarına akbabaların saldırdığı sahneler bulunmuş. Kazılarda başsız insan iskeletleri; vücutsuz kafataslarına rastlanmış. İncelemeler; öldükten sonra başın vücuttan ayrıldığını gösteriyor. Sıvalı kafatası olarak bilinen bir örnek ve boncuklu bebek iskeleti sergilenen önemli buluntular. Sıvalı kafatası, dizleri bükülmüş erişkin iskeletinin kucağında kolları arasında durur şekilde bulunmuş. Ölüler evlerin temiz alanında yerin altına dizleri bükülü ve başı olmadan sığabilecek büyüklükteki çukurlara gömülürmüş; bir çukura birden fazla kişi de gömülebiliyormuş.
Boncuklu bebek iskeleti ise ölülerin gömülürken yanlarına konan eşyalarla ilgili ipuçları veriyor. Daha çok bebek mezarlarında görülen süs eşyalarının ölenin kişisel eşyaları ya da kendisine verilen armağanlar olduğu sanılıyor. Ancak mezarda bulunan eşyalar bir sınıf ya da statü ayrımına işaret etmiyor.
Topraktan Sonsuzluğa Çatalhöyük, Anadolu’da 9000 yıl önce bir şehir düzeninde ve hiç savaşmadan yaşamış Neolitik çağ insanlarının yaşamına ve Anadolu’nun zaengin tarihi geçmişine ışık tutan, görmeye değer bir sergi.
Adres:
İstiklal cad. No:285 Kat:1 Beyoğlu ( Galatasaray’da Yapı Kredi Yayınları yanı )
Tarihler:
26 Mayıs – 20 Ağustos
Açık olduğu saatler:
Hafta içi 10:00 – 19:00
Cumartesi 10:00 – 18:00
Pazar 13:00 – 18:00

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home