Kişisel gelişim mi, gelişimi kişiselleştirmek mi?
Adamın biri, daha MS. 50'li yıllarda, bugün Stephen Covey (en ünlüsü o) ve diğerlerinin yazdığı bilgileri yazmış. Kim mi, Epiktetos.
Bu şahsiyet şunları söyler:
- İnsanları üzen eşya(insan) veya olaylar değildir, onlar hakkında sahip oldukları düşüncelerdir.
- Sen kendini bildiğin sürece başkalarının seni incitmesi mümkün değildir.
- ...
İşte böyle, tanıdık geldi değil mi? Bu, yazılı belgelerin saklanma süresi içinde elimize ulaşmış olan bilgiler. Aslında bundan onbinlerce yıl önce de insanlar bu bilgilere sahipti, hem de daha fazlasına, hem de tüm insanlar. Ama o zamandan bugüne gelebilmiş yazılı bilgiler yok. Ne mi oldu? İnsanlar gittikçe gömüldükleri karanlık çağlarda ve yobazlık uçurumunda tüm bu bilgileri yok ettiler. Haçlı seferleri doğu bilgeliğini yok etti, girişimci ve kaşiflerin kellelerini uçurdu; Müslüman fetihleri "gavur" belgelerini yok etti, İskenderiye kütüphanesini yaktı; İbraniler on-emir tabletlerine bile sahip çıkamadılar, peygamberleri Musa bile ölürken kendi ırkını lanetledi...
- İnsanları üzen eşya(insan) veya olaylar değildir, onlar hakkında sahip oldukları düşüncelerdir.
- Sen kendini bildiğin sürece başkalarının seni incitmesi mümkün değildir.
- ...
İşte böyle, tanıdık geldi değil mi? Bu, yazılı belgelerin saklanma süresi içinde elimize ulaşmış olan bilgiler. Aslında bundan onbinlerce yıl önce de insanlar bu bilgilere sahipti, hem de daha fazlasına, hem de tüm insanlar. Ama o zamandan bugüne gelebilmiş yazılı bilgiler yok. Ne mi oldu? İnsanlar gittikçe gömüldükleri karanlık çağlarda ve yobazlık uçurumunda tüm bu bilgileri yok ettiler. Haçlı seferleri doğu bilgeliğini yok etti, girişimci ve kaşiflerin kellelerini uçurdu; Müslüman fetihleri "gavur" belgelerini yok etti, İskenderiye kütüphanesini yaktı; İbraniler on-emir tabletlerine bile sahip çıkamadılar, peygamberleri Musa bile ölürken kendi ırkını lanetledi...
İşte insanlığın tarihi, çok iç açıcı değil mi. Dinlerden önceki tüm eski ve kadim bilgiler yok oldu gitti. Dinler de hala tartışılıyor ve dünyada hala din savaşları oluyor. Ve bugün bile insanlık dünyaya geliş nedenini arıyor. Dinlerin öğrettiği sabit, değişmez ve "sorgulanamaz" kurallar için de mi bulacak? Hiç değilse başlangıç için bu da yeterli, ama öncelikle "sorgulamasını" öğrenmeli. Eğer soru sormaya cesaret edemezse, zaten küçücük bir kısmını kullandığı beynini birazcık çalıştırmazsa, içinde bulunduğu evreni değil, sadece kendini anlamaya çalışmazsa, yine birşeyler öğrenemeyecek.
Bazı insanlar da, MS 50'li yollardan bu güne kadar olduğu gibi, belki daha kaç yüzyıl aynı şeyleri ve bilgileri tekrar tekrar gelecek kuşaklara aktarmaya ve anlatmaya çalışacak. Her nesil de (bizim olduğumuz gibi) bu öğretileri ilk defa duyuyormuş, bu bilgileri yeni öğreniyormuş gibi şaşıracak. Oysa bin kuşak önceki dedelerimiz bunların hepsini hatta daha da fazlasını biliyorlardı ve o insanlar bu bilgileri çocuklarına torunlarına aktarıyorlardı. Böylece aynı bilgelik devam ediyordu.
Bu bilgilere şaşırmayan bir nesil geldiğinde, bu bilgeliğe sahip insanlar dünyayı doldurduğunda, işte o zaman "kıyamet" olacak. Yani din kitaplarında dediği gibi "tüm ölüler uyanacak". Evet doğru, ama tasvir edildiği gibi kimse mezardan çıkmayacak, sadece içimizdeki bilgeliği ve ışığı görüp "uyanmış" olacağız. Çünkü şu anda tüm insanların gözleri kapalı, yani hepimiz "ölü"yüz...
.
.
Stephen Covey'i zaten duymuş ve hatta okumuş olabilirsiniz.
Bir de isterseniz Epiktetos'u okuyun. Düşünceler ve Sohbetler...
Stephen Covey'i zaten duymuş ve hatta okumuş olabilirsiniz.
Bir de isterseniz Epiktetos'u okuyun. Düşünceler ve Sohbetler...
.

2 Comments:
At 18/1/06 12:36,
kutay said…
Sevgili İrfan
Bayramda Eğridir taraflarında Yazılı Kanyona gittim. Muhteremin (Epiktetos) mermer üzerine kazılmış yazısını okuduktan sonra çok etkilendim ve yıllarca öncesinden, aslında dunyamızın nasılda bilgelik barındırdığını hissettim. Hatta bunu uzun bir yazıda kullanırım düşüncem vardı. Senin yazıyı alınca aynı duyguları deneyimlediğimizi anladım. Herşey insanın içinde, hani derlerya bazı ürünleri satarken 'sadece su ekleyin'. Biz insanlarda da böyle görünmez bir yazı var. Sadece beslenme ve barınma içimizdeki yüksek potansiyelin ortaya çıkması için yeterli, tabi bunun kıymetini bilene. İnsan idolojilerin, dogmaların, dinin, liderlerin peşine takılıncada yitip gidiyor. Dünyaya getirdiği hediyesini kendisi alamadığı gibi başkasına da veremiyor.
İcimize bakmak yetecekken dışa yönelirsen önce dışarıyı modellersen boşa gidiyor bu hayat. Uyananlara selam olsun
At 19/1/06 14:57,
irfan said…
Sevgili Kutay,
Bu tesadüfün(!) olması çok güzel. Aynı yolda yürüyen insanlar aynı taşlara basıyor (mu acaba?)...
Sen bu kişiyi bir geziye çıkıp tesadüfen tanıyorsun, ben de internette tamamen farklı birşey ararken rastlıyorum. Haydi bunlar tesadüf diyelim, ama ikimizin de olayı aynı şekilde algılaması tesadüf değil. Bu, hayata aynı gözle bakmamızın bir sonucu. Eminim senin o yazıyı okuyup etkilendiğin taşın üzerinde birçok sevgilinin kalp içinde baş harfleri, güzel ve özlü sözler(!), küfürler veya isimler de yazıyordu. Hatta en görüneni kendi ismi olsun diye bir çoğu, renkli, büyük, güzel bir el yazısı ile yazılmış olmalı. (Umarım doğru hayal ettim, benim gördüklerim genelde öyledir :)). En önce onlar dikkati çeker, onlarda bir göz gezdirilir, belki bakan kişi kendi ismini de ekler :). Ama ne gariptir ki, en gerekli bilgi, diğerlerine göre çok geride kalmış, taşa kazınmış o eski, soluk, silik bilgidir. Doğrunun kendini ispat etmeye ihtiyacı yok...
Sanırım baştaki değerlendirmemi değiştireceğim. Aslında hepimizin yürüdüğü yol aynı, yoldaki taşlar da aynı, sadece onlara basanlar (bakanlar) farklı.
.
Bilgi dolu günler.
Yorum Gönder
<< Home